Yunanistan’da Tempi’de yaşanan trajik tren kazası, ülkede adalet arayışını siyasi bir harekete dönüştürdü. Kazada kızı Marthi’yi kaybeden çocuk doktoru Maria Karystianou, adalet mücadelesini artık siyasi arenaya taşımaya karar verdi. Selanik’te gerçekleştirdiği basın toplantısında “Demokrasi İçin Umut” adını verdiği partisinin tanıtımını yaptı. Karystianou, mevcut siyasi düzenin toplumun adalet taleplerine yanıt veremediğini vurgulayarak, “Kayıtsız kalmak mümkün değil. Bu mücadele sadece benim değil, tüm toplumun hukuk talebinin mücadelesi,” şeklinde konuştu.
2023 yılında meydana gelen ve 57 kişinin yaşamını yitirmesine sebep olan tren kazası, Yunanistan’da büyük bir toplumsal infial yaratmıştı. Kazanın ardından binlerce insan ülke genelinde çeşitli protestolar düzenlerken, Karystianou bu gösterilerin en tanınan yüzlerinden biri haline geldi. Geçtiğimiz yıl yüz binlerce kişinin katıldığı protestolar, hükümete karşı büyük bir baskı oluşturmuştu. Faciaya ilişkin yürütülen davada, istasyon şefi, demiryolu yöneticileri ve eski şirket yetkilileri gibi toplam 36 kişi yargılanırken, henüz herhangi bir siyasetçinin davaya dahil edilmemesi, mağdur ailelerin tepkisini artırdı. Aileler, sorumluluğun yalnızca teknik personelle sınırlandırılmasını eleştirerek hükümeti ihmalleri örtbas etmekle suçladı.
Hükümet, Başbakan Kiriakos Miçotakis liderliğinde gelen suçlamaları kesin bir dille reddetti. Ancak son zamanlarda artan yolsuzluk iddiaları ve Tempi faciasının yaratmış olduğu toplumsal tepki, hükümetin kamuoyundaki destek oranını olumsuz etkilemiş durumda. Karystianou’nun yeni kurduğu partinin hızla dikkat çekmesi, siyasi kulislerde hareketlilik yaratmaya başladı. Alpha TV tarafından yapılan bir ankete göre, seçmenlerin yaklaşık yüzde 15’i yeni kurulan bu siyasi harekete oy verme olasılığını belirtti. Bu oran, henüz yeni kurulmuş bir parti için dikkat çekici olarak değerlendiriliyor ve yaklaşan seçimler öncesinde siyasi dengeleri etkileyebileceği öngörülüyor. Yunanistan’ın önümüzdeki yıl genel seçimlere gitmesi beklenirken, Tempi faciasının oluşturduğu toplumsal öfkenin seçim sürecinde belirleyici bir unsur olabileceği düşünülüyor.